HELLO WORLD :)
Söyleyecek o kadar çok şey var ki söylememem gerektiğini düşündüklerimi ayırsam bile söylememem gerektiğini bilmediklerimle birlikte en az söylememem gerektiğini düşündüklerim kadar çok şey çıkar.
Sonsuz zamanımız varsa, veya yoksa da her an başlamak için görece en iyi zamandır diyerek, bu an yazmaya başlıyorum. Daha önceden yazmaya başlasaydım şu an bir sürü şey yazmış olacaktım, hepsi geçmişte kalacaktı ve şu anki olgunluğumda yazmamış olduğum her şey yüzünden pişmanlık yaşayabilirdim. Ama muhtemelen ara sıra açıp okur ve -ne yalan söyleyeyim- yazdıklarımı beğenebilirdim de. Çünkü o an da yazmak için görece en iyi zamandı ve ben cümlelerimde gramer hatası yapmamaya her zaman özen gösteririm. Böylece anlaşılır olurlar. Ne kadar çok kitap yazan veya çeviri yapan insanın gramer ve cümle yapısına pür dikkat özen göstermemesi yüzünden tekrar tekrar okunması gereken cümlelerine maruz kaldığımı anlatamam.
Her halde sanırım en kolay olmayan şey nereden başlayacağına karar vermek. Ben -artislik yapmak gibi olmasın- bugün evimdeki malzemelerle yapabileceğim bir kokteyl -ismi hoş değil- moskova katırı isimli kokteylimi tazelediğim yerle başlamak istiyorum. Bir kaç dakika sonra görüşmek üzere...
Gündüz yaptığım şey buna benzer bir şey. Şimdi kısa bir girizgah yapayım. Sushi yemek bu ara hayatımda bana en çok zevk veren aktivite. Yanında içilebilen şeyleri araştırırken evdeki malzemelerle bu kokteyli yapabileceğimi öğrendim. Orijinal içeriğinde votka, zencefil birası ve lime limon var ("Moscow Mule" orijinal ismi). Ben ise zencefil turşusu (Sushi'nin yanında gelen), bir yeşil limon suyu ve votkayı smoothie makinasında karıştırdıktan sonra nane-buzlu bardağa koyup üzerine IPA Bomonti ekleyerek bu kokteyli oluşturdum ve üff... İnanılmaz oldu. Evet sushi ile de iyi gitti. Japon rakısı nereden bulacağım, daha makiyi sakeyi kaniyi nigiriyi yeni öğreniyorum (Öğrendiklerimi yazdım işte).
Bu kadar yazmaya üşenmedim ama hazırlamaya üşendiğim için, bir de farklı bir kokteyl hazırlamak istediğim için, bu gece, yani demin, meyve suyu ile votkayı karıştırdım. Bu kokteylin ismi de, Buzlu ve Hazır Meyve Sulu Votka kokteyli. Yüzde Yüz Elma ve Vişne suyu karışıkmış. Hep okurum etiketi ama bu sefer boş verdim. Kandırıyorsanız kandırın ben de sonuçta yeni doğan bebeğimi beslemiyorum. Votkaya eşlik etsin.
Blog yazmam fikri, son erkek arkadaşımdan çıktı. Önceden Twitter hesabımda tüm beni yargılayabilecek eski okul, iş vs arkadaşlarımı temizledikten sonra yazdığım kısa cümleler beni tatmin etmeyince, bir de Twitter'ın yan etkisi olan gündemle ilgili haberleri ister istemez okumaya başlayınca, ve yaşadığımız zamanlardan ötürü öfkeli, hırslı twitler yazıp yazıp silmeye, veya doğa üstü güçlerle twitter üzerinden anlaşmaya çalışınca, artık dedim ki, bu karakter sınırı benim için hem can sıkıyor hem de kendimi tanıdığım diğer insanlara gereğinden fazla rezil ediyorum. En iyisi bir blog açarak kimliğim bilinemez bir şekilde, istediğim kadar karakter sayısıyla yazabilir ve zamanımı değerli arkadaşlarımı veya eski sevgilimi benimle konuşmaya zorlamak yerine, kimseyi etkilemeden buradan yazarım diye düşündüm.
Bu erkek arkadaşım arkadaşlarıyla buluşmaya gitmeden önce bana bir çok Word dosyası açtı. Bunları doldurayımmış.






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder